Anladım ki…

Anladım ki.
Bir insanı hayatına sokmak kolay onu oradan çıkarmak zormuş. Kolaymış ilk merhaba dediğin andan başlayarak kazımak onunla ilgili anıları beynine, işlemek onları ince ince. Ve çok zormuş bu işlemeleri silmek oradan, hiç iz bırakmadan.

Anladım ki.
Değer vermemişim kendime başkalarına verdiğim kadar ve çekmişim bunun acısını kendimden çok değer verdiğim beni bırakıp gittiği andan beri.

Anladım ki.
Anılar sadece beynime, kalbime değil; her köşesine kazınmış İzmirin, Alsancağın her taşına, Agora’nın yürüyen merdivenlerine, İnönü Caddesine, 86′lara… Her birinde tek tek anladım ki hayatımın en derin yerlerine koymuşum seni. Her daim ulaşabildğim ama benden başkasının ulaşamadığı yerlere.

Anladım ki.
BAL ın her köşesinden çıkmış İzmire yayılmışsın sen. Her adımda aklımda belirmek için. Metroda okula giderken veya okuldan dönerken; Şirince gezisi dönüşü, 86′da derse yetişirken; elimize gri boya bulaşması körükteki direkten, Kordonda; güneş altında oturmamız saatlerce ve günlerce kollarımın kıpkırmızı kalması, Agora’da; oyuncak seçişimiz, Taz’la oynayışımız. İzmirin her köşesine yayılan hatıralar.

Anladım ki.
Sana kendimden fazla değer vermişim ben. Hani bir şarkı söz der ya ” Bana o kadar yakındın ki seni ben sandım.” o kadar yakın tutmuşum seni kendime. Sen gittiğinde kendimi boşlukta bulmuşum. Çünkü sen gittikten sonra ben artık yokmuşum. O kadar inanmışım ki sana seni kendi yerime koymuşum, sen gidince beynimden vurulmuşum. Kuru bir yaprak gibi savrulmuşum.

Anladım ki.
Sen beni unutmuşsun ama ben seni hala deliler gibi seviyormuşum. Tekrar Egem demek için yanıp tutuşuyormuşum.

Biterken : Sezen Aksu – Kalbim Ege’de Kaldı

Veee Finaller…

Ege’de normalin üzerinde bir sessizlik hakim lakin bu sessizliğin aksi nispette bir hareketlilik sürüyor. Kalemlerin kağıtların üstünde kayarken çıkarttığı cızırtı dışında arada gelen oflama sesleri birilerinin varlığının kanıtı sanki. Bomboş bölüm koridorlarında hayatın tek kanıtı bu sesler…

Normal ders işlendiği dönemlerde dahi ancak bir kaç kişinin bulunduğu koridorlar şimdi bomboş… Sınıflarsa hiç olmadığı kadar dolu. Bunun tek sebebi de dönem sonu imtihanlarının başlaması. Kağıtların üzerine yoğunlaşmış bir kaç yüz göz sürekli kağıdı soldan sağa arşınlıyor. Bir yandan da çalışan beyinlerin sesi duyulacak kadar yoğun.

İmtihan bitti duyurusu yapılır yapılmaz bir anda sınıflar boşalıyor ve bu sefer koridorlar dolup taşıyor. Bağırmalar içinde bir grup talebe binanın dışına çıkıyor. Temiz havanın huzuru yerine Bornovanın soğuğu kamçılıyor sınıfta sıkıntıdan sıcak basanları.

Şimdi sırada iki gün sonraki imtihan için hazırlanma dönemi var. Neyse ki imtihan iki gün sonra da son gece çalışmadık diyebilecek kadar iyi durumdalar.

Biterken: Haluk Levent – Uçak Yaparım…

Açılış

Aslında kendi scriptim ufak ufak şekilleniyor ama onun tamamlanmasını beklerken zaman kaybetmemek lazımdı belki de. Belki de geç bile kaldım bu satırları yazmak için. Hoş bunları kim okuyacak o da var. Dünya üzerindeki binlerce yazardan biri oldum sanırım sadece. Her zamanki gibi sürünün bir parçası. Ne mutlu ki sürüden ayrılan yönlerim var beni ben yapan yönler.

Neyse açılış konuşması için bu kadarı yeter zaten maksat bu şablonun nasıl duracağını görmek. Kendi scriptimi tamamlayıp, sitemi uygun bir şirkette barındırana kadar buradan ulaşacak size teknoloji alanındaki gelişmeler ve benzeri saçmalıklar.

 
Tweeter button Facebook button Digg button Stumbleupon button