Sürprizler

Klişe bir başlangıç olacak. Hatta anti-klişe timini getirecek kadar klişe ama hayat gerçekten sürprizlerle dolu.

Bir anda uğruna canınızı feda edebileceğiniz insan “Senden hoşlanmıyorum.” diye sizi tersleyebiliyor.
Bir anda yakın zannettiğiniz bir arkadaşınızdan ses seda kesilebiliyor. Öyle ki arasanız açmayan, mesajlara cevap vermeyen biri olabiliyor.
Ve öyle bir an geliyor ki can düşmanı bellediğiniz insanla aynı masada yemek yemeniz gerekebiliyor.

Sosyal yaşam gerçekten sürprizlerle dolu. Belki de asosyallik sürprizlerden korkanların tercihidir. Bir sorun değildir. Yine de asosyal olmamak adına insanın kendinden ödün vermesi acı bir duygu. Sevmediğin insanla aynı masaya oturmak,esprilerine zoraki tebessüm etmek acı…

Kapanış da klişe olsun. Hayat gerçekten sürprizlerle dolu…

Hep karşımda kal : Karşıyaka

Yaklaşık 15 günlük bir aradan sonra tekrar şehrin içinde olmak. Evet sessiz sakin bir yerde dinlenmek güzel, huzur verici ve çoğu zaman eğlenceli ama şehir insanı çok uzak kalamıyor kalabalıktan. Hele ki bu şehir İzmir ise insan ne yapsa ayrılamıyor.

Bu gece saat 22.00 sularında Çeşme Otobanında son virajı alırken, İstihkam Viyadüğünün girişine yaklaşırken, karşımda ağır ağır Karşıyakanın ışıkları belirdi ve sudaki yansımaları işte o an Karşıyakayı bile özlediğimi farkettim.

Sürekli evimden gördüğüm,hep karşımda duran Karşıyaka. Hani şarkı* da diyor ya “Kadehimi vurdum Karşıyaka’ya…” elimden gelse kadehimi Karşıyakaya vurur İzmirin, İzmire adını veren güzel prenses Smyrna’nın şerefine içerdim.

İzmirli için burdan ayrılmak ölüm gibi…
Dışarıdan bakınca İzmir ise Egenin değişmez incisi…

*Sezen Aksu – Kalbim Ege’de Kaldı

İzmirde Geceyarısı

İzmirde geceyarısı
Şehrin ışıkları göz kırpıyor
Yolda motor homurtuları
Yorgun zihnimde senin hayalin
Sen beni terk edeli bir yıl oluyor
Ben seni unutamayalı bir yıl…

İzmirde geceyarısı
Hafif bir meltem esiyor
Bulutlar ayı kucaklarken
Sana sarılmak istiyorum
İçimde bir garip soru
Sen beni unuttun mu
Sen beni terk edeli bir yıl oluyor
Ben seni unutamayalı bir yıl…

Aylardan eylüldü
Yıl 2007
Cumaydı ayın yedisi
Görüşmeyelim diyordun bir daha
Sevmiyorum seni
Oysa böyle bitemezdi
Bitti…

İzmirde geceyarısı
Körfezde senin yüzün var
Yıldızlar seni çiziyor gökyüzüne
Elele vermişler beni yıpratıyorlar
Şehrin ışıkları adını yazıyor sanki
İzmirin sokakları adını
Sokak lambaları diyor ki bana
Unutamazsın yıllarca daha
Biz yazacağız onun adını manzarana
Ege yazacağız inatla
Ege…

The Mask Of Zorro / Zorronun Maskesi

Geçtiğimiz günlerde televizyonda kanalları gezerken rastladım bu filme. Bir halk kahramanı olan Zorro gerçek adıyla Don Dİego nun hikayesini anlatan başka bir film daha.

Ancak bu film bize biraz Batman Dönüyor filmini biraz da Monte Kristo Kontunu çağrıştırmıyor değil.

Hikayeye biraz olsun dönersek. Zorromuz artık 30lu yaşlarını aşmış,evli ve çocuk sahibi bir adamdır ancak halen ezeli düşmanı Gonzales’e karşı savaşmaktadır. Bir gün yine çarpışmadan çıkıp eve geldiğinde Gonzales ve adamları Don Diegoyu haklı olarak Zorro olmakla suçlayıp öldürmek isterler bu sırada önüne atlayan eşi kurşuna hedef olarak can verir. Gonzales de aynı kadını sevdiğinden ve kurşunu sıkan kendisi olduğundan Don Diegoyu hapse gönderir ve kızını kendi çocuğu olarak sahiplenir. Yıllar sonra hapisten çıkan Don Diego, küçükken kendisine hayran olan bir çocuk Alejandro ile bir meyhanede karşılaşır onu eğitir. Yeni zorro olması için sadece kılıç, silah ve hız üzerine değil aynı zamanda etik ve ahlak üzerine de dersler verir. Filmin sonuna doğru Gonzalesin hain planları elbet bozulur. Zorronun kızı ve yeni Zorro birbirlerine aşık olurlar, kız gerçek babasını bulur vs vs.

Bu noktada asıl ilgimi çeken Zorro, Batman, Robin Hood gibi halk kahramanlarının çokluğu olmuştur. Ki ülkemizde de Köroğlu, Kara Murat gibi bol miktarda kahraman vardır. Bütün bu hikayelerde ezilen bir halk ve onu ezenden kurtaran kıvrak zekası ve sütün dövüş yeteneği olan bir kahraman mevcuttur.

Her filmin sonuna doğru kötü adamın bütün mal varlığı ezilen halka pay edilir. İyi kalpli kahraman bu mal varlığının kuruşuna bile dokunmaz. Hikayenin çoğu yerinde halk tarafından kötü adamdan saklanır.

Her neyse konu fazlasıyla dağıldı. Bu yazıyı okuyanlara bu filmi zilemeyi tavsiye ediyorum. Gerçekten güzel bir filmdi. İyi seyirler.

Biterken: Teoman – Kim

Farklılar (!) Toluluğu

Evet onlar toplumdan farklılar. Giyimleri, konuşmaları, davranışları, mimikleriyle bunu bize sürekli anlatmaya çalışan bir topluluk bu toplumdan farklılar topluluğu. Ne anlatsak ne desek boş onlar hakkında.

Kiminin saçı üç numara, kiminin pembe,yeşil ya da mor. Gelgelelim bu toplumdan farklılar ekibindeki her insan birbirinin aynısı. Neleri farklı birbirinden anlaşılamıyor.

Geçtiğimiz günlerde otobüste böyle bir grupla karşılaştım dört beş erkek çocuğu ki liseye yeni başlamış olmalılar. Zil zurna sarhoş otobüsteler. İkisinin saçı üç numaraya vurdulurmuş, diğerleri uzun ve kirpi gibi hafif de boyalı. Birinin dudağında benim kulağıma küpe diye takmaya korkacağım boyda bir piercing sallanıyor.

Kollarda cips paketlerinden çıkan dövmeler göze çarpıyor. Henüz kalıcısını yaptırmaya cesaretleri yok. Belki de o alkollü kafayla gidin yaptırın desek koşa koşa gidecekler. Ama asıl sorun şurda bunlar kimden farklı olmaya çalışıyor.
Alsancakta sahile indiğiniz anda çevrenizdeki her yüz kişinden doksanı bunlar gibi zaten. Bu durum da asıl sorun şuraya dayanıyor. Birbirine özenen bu garip insanlar mı farklı, yoksa bizim gibi farklı olmak umurunda bile olmayan kendini içinde rahat ettiği şeyleri giyip sokağa adım atan insanlar mı artık farklı olmaya başladı?

Gün geçtikçe bu tip insanlar yüzünden biz toplumda farklı yerlere geliyoruz sanki. Birbirine özenip piercing, dövme, saç boyama yaptıranlar ve kendine yakıştığı, içinde rahat ettiğini düşündüğü giyim kuşamla dışarıda boy gösterenler.

Evet bu yazıda sözü geçenlere inanmayanlar güzel bir akşamüstü Alsancak veya Karşıyakada sahilde çimlere oturanları bir incelesinler. Eğer altında kotu veya şortu üzerinde bunlarla uyumlu düzgün bir penyesi olan biriyle karşılaşırlarsa işte o farklılar topluluğundan farklı olan ama toplumdan farklı olmak için uğraşmayandır diye gururlar göstersinler.

 
Tweeter button Facebook button Digg button Stumbleupon button