3 Yıllık Hayaller

Spoiler vermeyi sevmem o sebeple dizinin adını anmayacağım ama takip ettiğim Amerikan dizilerinden birinin son yayınlanan bölümünde (7. sezon 20. bölüm :) ) karakterler her üç senede bir oturup kendilerinin üç sene sonraki hallerini hayal ediyorlardı. Ve sonuç hiç bir zaman istedikleri gibi olmuyordu. Çoğu arkadaşım bu bölümün etkisinde kaldı. Ben de düşündüm ve bu konuda kendime dair üç yıl sonrasına vaatleri not almayı düşündüm böylece 3 yıl sonra buraya bakıp, hayallerimin ne kadarı gerçekleşmiş görebilirim.

Bugünün tarihi 12 Nisan 2012 ve tarihler 12 Nisan 2015′i gösterdiğinde aşağıdakileri yapmak istiyorum:

  • Kurumsal bir firmada tam zamanlı çalışıyor olmak,
  • appStore’da en azından beş adet application bulundurmak,
  • Aspen 4 ile 100 saat uçuşu tamamlamış olmak,
  • En az üç tane 50+ ve bir tane 100+ uçuş yapmış olmak,
  • Spin ve stall konusunda tam bir hakimiyet sahibi olmak,
  • ADB’yi almış olmak,
  • Daha iyi bir eve taşınmış olmak,
  • 75 kilo olmak =)
  • En azından bir yıldız dalıcı olmak,
  • MBA de üçüncü dönem olmak,
  • Açıköğretim de altıncı dönem olmak,
  • Blogların her birinde en az 75 yazı sahibi olmak,
  • Yamaç paraşütü dışında düzenli spor yapıyor olmak.

Bakalım bu hedeflerden kaç tanesi gerçekleşecek. Sizin dilek ve planlarınızın gerçek olması dileğiyle…

Türkiye Büyüyor!

Evet, 2011 büyüme oranımız %8.5 oldu ve dünya sıralamasında ikinci olduk. Zaten ülke hükümetimizin de söylediği gibi istikrar, bolluk, refah içinde ilerliyor. Güzel günler bizi beklemiyor artık bize geliyor.

Gerçekten böyle mi peki? Zaten büyük olanların daha da büyüyerek, küçük olanların, içimizden olanların, bizden olanların ise ezilerek büyümesi mi Türkiye’nin büyümesi, refahı, istikrarı bu mu? Maalesef evet, açlık ve yoksulluk sınırları gittikçe yukarı çekilirken, elektriğe zam %10-%10 yapılırken, doğalgaz bir anda %20 pahalı hale gelirken, asgari ücretin aldığı zam %6′yı geçmekte zorlanırken. Biz ülke olarak refah içinde yüzdüğümüzü zannediyoruz.

Şu anda Mart 2012 itibariyle 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 954,40TL ve yine aynı ailenin yoksulluk sınırı ise 3.108,78TL buna karşılık brüt asgari ücret sadece 886,50TL yani ailede iki kişi çalışıyor bile olsa bu ailenin yoksulluk sınırı altında kalması kaçınılmaz. Bunun sonucu ne mi?

Dün akşam yemek yerken bir yandan da haberleri izliyordum ancak aşağıda anlatacağım haber içimi parçaladı ve sonunda kanalı değiştirmek zorunda kaldım. Dün Ankara’da 4 kişilik bir aile ve bir misafirleri sobadan zehirlenerek hayatını kaybetti. Ailenin babası YSK’da sözleşmeli memur idi, yani bu devletin bir memuruydu. Ancak! Sayın başbakanımızın dediği gibi üç değil sadece iki çocuğu olmasına rağmen, bu çocukların biri 5 diğeri 1 yaşında olmalarına yani henüz okul masrafı diye bir kalem hayatlarına girmemesine rağmen geçinemiyorlardı ve baba, bu devletin bir memuru olan o baba, akşamları çöpten kağıt ve plastik toplayıp bunları satarak ev ekonomisine katkıda bulunmaya çalışıyordu.

Evlerinde doğalgaz tesisatı, imkanı olmasına rağmen fiyatları yüzünden kullanamıyorlardı. Kömür sobası yakıyorlardı, devletin yardım olarak dağıttığı kömürlerle yakıyorlardı hem de. Bu devlet, dünyada büyüme olarak ikinci sırada olan, 10 yıldır istikrar, bolluk ve refah içinde yüzen bu devlet, bir memuruna ailesini geçindirecek, aç bırakmayacak, ısıtabilecek, barındırabilecek parayı veremiyordu. Bu sebeple bir aile yok oldu. Henüz 1 yaşında bir bebek ve 5 yaşındaki ablasının gözleri hiç açılmamak üzere kapandı. Bu mu bizim refah anlayışımız?

Ondan sonra ülke büyüyor, Türkiye güçleniyor deniyor. Eğer bu şekilde büyüyeceksek, bence büyümeyi bir kenara bırakalım. Önce halkımıza İnsan Hakları’na uygun bir yaşam sağlayalım, büyümeyi sonra düşünürüz.

İşte Aranan İkili: Projektör ve Kamera

Bir kamera düşünün ki kaydettiğiniz anılarınızı küçük ekranlara sığdırmanızı istemiyor. Kaydettiğiniz görüntüleri geniş duvarlara ve istediğiniz herhangi bir yüzeye yansıtmanıza olanak sağlıyor. Yeni Sony Handycam, projeksiyon özelliğiyle her alanı bir sinema salonuna çeviriyor. Kısa ve eğlenceli tanıtım videosunu izledikten sonra siz de neden bahsettiğimi anlayacaksınız.

Eskiden bilimkurgu filmlerinde rastladığımız teknolojilerden biri daha hayatımıza giriş yaptı. Şimdi isterseniz kışın ortasında önceki yaz tatilinizi evinizin duvarına yansıtarak sevdiklerinizle izleyebilir hatta bunu bir alışveriş merkezinin dinlenme alanında bile yapabilirsiniz. Sony Projektörlü Handycam seçimi size bırakıyor.

Bir bumads advertorial içeriğidir.

Yazısız Geçen Günler

Son zamanlarda yine yazısız kaldı buralar, ama görünüşte olmasa da kafamın içinde çok yoğunlaştım yine. Hız vermem gereken tez, son bir dersimin neredeyse bir tez kadar olan (min. 50 sayfa) araştırma ödevi, çalıştığım yerdeki projeler ve kendi projelerim diye düşünürken kafa bir yerde yazmaya vakit ayıramıyor.

Şu anda da ödev arasında kafa boşaltmak için yazıyorum. Kendi projelerimi zaten ödev sonrası, tez sonrası veya arası şeklinde erteliyorum, aralara sıkıştırıyorum filan. Ancak blog’a biraz daha adam akıllı zaman ayırmak istiyorum o sebeple bugünler biraz seyrek yazılı geçebilir. Artık kusuruma bakmazsınız umuyorum. Kenarda konular var, taslaklar var ağır ağır beraberce eritiriz onları da.

Daha yakın zamanda burada ortaya çıkacak projelerim var. Ama hepsi için zaman ve daha rahat bir kafa lazım. Umarım mayıs sonunda çok daha boş bir kafayla çok daha dolu yazılar yazabileceğim. Şimdilik ise dediğim gibi tez/ödev aralarına sıkışmış yazılar olacak herhalde blogda. Biraz daha kafa boşaltma amaçlı yazılmış.

Kendinize iyi bakın :)

İki Süper Film Bir Arada

Merhaba,

Bugün iki yeni internet hizmeti ile tanıştım. Hoşuma gittikleri için de bir yazımda paylaşmak istedim. Açıkçası ikisini de henüz kullanmadım ve aralarında bir seçim yapamadığım için alfabetik sıra ile tanıtım yapayım dedim.

Öncelik vereceğim hizmet projemefon.com adlı internet sitesi. Bu site yurtdışı (Amerika) kaynaklı kickstarter.com sitesinin birebir kopyası diyebiliriz. kickstarter sadece Amerikan kimliğine sahip olan kişilere hizmet ettiği için Türkiyede benzeri bir sistem ararken arkadaşım Doğaç Yavuz ’un önerisiyle Projemefon.com’u buldum.

Kısaca mantıktan ve ne işe yaradığından bahsedersek, düşünün ki bir projeniz var oldukça yaratıcı ancak kaynağınız yoksa kaynak bulmanıza yardımcı oluyor. Sistem melek yatırımcı sistemi gibi değil. Siz projenizi tanıtıyorsunuz, ihtiyacınız olan miktarı yazıyorsunuz. Ardından sitenin ziyaretçileri projeleri geziyor ve beğendiği projelere dilediği miktarda bağış yapabiliyor. Bu noktada proje sahibinin belli miktarlar için ödüller koyması gerekiyor. Örneğin, 50 TL üzeri bağış yapana proje çıktısının soft copy hali, 150 TL üzeri yapana basılmış hali hediye gibi.

Sistem ya hep ya hiç kuralına dayanıyor. Şöyle ki; eğer gerekli miktar toplanamazsa bağışçılara paraları iade ediliyor. Gerekli miktar toplandığı takdirde ise %10′u sitenin olmak üzere bağışınızı alıyorsunuz. Sizden istenen ise projenizi tamamlamak ve bağışçılara söz verdiğiniz hediyeleri vermek.

Projeleriniz varsa bakmakta fayda var.

İkinci bir site ise zumbara.com bugün internetteki gazetelerde gördüğüm bu sistem de hoşuma gitti. Bir takas sitesi olan bu sistemde takası yapılan şeyler hizmet, daha da doğrusu bu hizmet için harcadığınız zaman. Örneğin, sitede gitar kursu vermek için ilan veriyorsunuz ve tamamen ücretsiz olarak 2 saat kurs veriyorsunuz. Bunun karşılığında da 2 saatlik kredi kazanıyorsunuz ve bu iki saati sizin gibi hizmet veren birinde harcayabiliyorsunuz. Örneğin, 2 saat trafikte araç kullanma eğitimi alabiliyorsunuz.

Sistem tamamen zamanı para birimi olarak kullanıyor. Zaman kazanıp, zaman harcıyorsunuz bu sayede zamanın değerini bilmenizi sağlayacağını iddia ediyor site. Böylece aslında her zaman için tek harcadığımız şeyin zaman olduğunu vurguluyor.

Kayıt formu biraz uzun geldiği için ben kayıt işlemini tamamlamadım henüz ama boş bir vaktimde kayıt olmayı planlıyorum.

Bu akşamlık bu kadar. Umarım sistemleri inceler ve beğenirsiniz.

 
Tweeter button Facebook button Digg button Stumbleupon button