Berlin Kaplanı

Dün akşam şirketimin düzenlediği bir etkinlik ile Berlin Kaplanı filmini izlemeye gittim. Biraz film yorumu ve filmin çok kısa bir tanıtımını yapmayı istedim.

Zaten Ata Demirer’i twitter üzerinden takip edenler veya hayranı olanlar filmin fragmanlarını daha önceden görmüşler ve konuyu biliyorlardır. Ama özetlemek gerekirse, Ata Demirer bu filmde pek de başarılı olmayan bir boksörü canlandırıyor; Ayhan Kaplan. Ayhan Kaplan Türkiye doğumlu sonradan Almanya’ya yerleşmiş bir ailenin oğlu, daha sonra aile ile de bağları kopmuş yalnız yaşayan bir genç. Biraz sakar, patavatsız ve başarısız.

Daha sonra gelişen olaylar neticesinde doktorun tavsiyesi ve eniştesinin davetiyle kısa süreliğine Türkiye’ye dönüyor. Her Türk filminin olmazsa olmazı aşkı buluyor, ailesiyle hasret gideriyor, ülkeyle özlem gideriyor, kafasını dinliyor ve dönmeye zamanının geldiğine karar veriyor. Peki filmin özetine dair bu kadarı yeter sanırım.

Benim yorumlarıma gelirsek, filmden bir replik ile başlayalım: “Ben bu sürprizleri yaşama lüksünü kaybetmek istemiyorum.” Filmde gerçekten sürpriz sahnelerle size kahkaha attıracak yerler var. Onun dışında genel olarak film tebessüm düzeyinde gidiyor. Çok kısıtlı, hatta şöyle söyleyeyim sadece bir-iki yerde argo kullanılmış olması, filmin aile filmi olmaya aday olduğunun göstergesi. Filmde komedi unsuru bence kıvamında tutulmuş sonuçta bir stand-up izlemiyoruz ki salondan karın ağrısıyla çıkalım.

Daha önce dediğim gibi Türk filmlerinin olmazsa olmazı aşk unutulmamış, ama o da dozunda bırakılmış aşırıya kaçan hareketler yok, belki de şubat tatili ve yaşı küçük izleyici yoğunluğu düşüncesiyle ateşli sevişme sahneleri yok. (daha önce bununla prim yapan çok film gördük) Film çekimleri için seçilen ortam güzel, karakterlerin tipleri komediye uygun.

Az biraz da duygusal noktalar serpiştirilmiş. Böylece film tam anlamıyla bir Türk filmi olmuş. Aile sıcaklığı, düzeyinde bir aşk, memleket hasreti, komedi ve az biraz da duygu ile içimizden birinin hikayesi gibi.

Filmin güzel yanlarından biri de sanki Almanların aşırı dakik, sistematik, düzenli olduğunu eleştirir gibi yaparak aslında bir özeleştiri de bulunması. Çok fazla filme ait ipuçları vermek istemiyorum ama Ayhan’ın Almanya’daki ek işi, Kemer’e giderlerken selektör yapan araba gibi örnekler mevcut filmde.

Sonuç olarak ben kendi adıma bu filmden epey zevk aldım, ne gülmekten karnıma ağrılar girdi, en duygulanıp ağladım, ne de izlerken geçen yaklaşık iki saatimin boşa gittiğine üzüldüm. Tam aksine diyebilirim ki iyi ki gitmişim, güzel bir akşam geçirdim.

Teşekkürler Ata Demirer.

  1. Yorum yok.

  1. Geri İzleme yok.

*

 
Tweeter button Facebook button Digg button Stumbleupon button