Archive for Mart, 2012

Yazısız Geçen Günler

Son zamanlarda yine yazısız kaldı buralar, ama görünüşte olmasa da kafamın içinde çok yoğunlaştım yine. Hız vermem gereken tez, son bir dersimin neredeyse bir tez kadar olan (min. 50 sayfa) araştırma ödevi, çalıştığım yerdeki projeler ve kendi projelerim diye düşünürken kafa bir yerde yazmaya vakit ayıramıyor.

Şu anda da ödev arasında kafa boşaltmak için yazıyorum. Kendi projelerimi zaten ödev sonrası, tez sonrası veya arası şeklinde erteliyorum, aralara sıkıştırıyorum filan. Ancak blog’a biraz daha adam akıllı zaman ayırmak istiyorum o sebeple bugünler biraz seyrek yazılı geçebilir. Artık kusuruma bakmazsınız umuyorum. Kenarda konular var, taslaklar var ağır ağır beraberce eritiriz onları da.

Daha yakın zamanda burada ortaya çıkacak projelerim var. Ama hepsi için zaman ve daha rahat bir kafa lazım. Umarım mayıs sonunda çok daha boş bir kafayla çok daha dolu yazılar yazabileceğim. Şimdilik ise dediğim gibi tez/ödev aralarına sıkışmış yazılar olacak herhalde blogda. Biraz daha kafa boşaltma amaçlı yazılmış.

Kendinize iyi bakın :)

İki Süper Film Bir Arada

Merhaba,

Bugün iki yeni internet hizmeti ile tanıştım. Hoşuma gittikleri için de bir yazımda paylaşmak istedim. Açıkçası ikisini de henüz kullanmadım ve aralarında bir seçim yapamadığım için alfabetik sıra ile tanıtım yapayım dedim.

Öncelik vereceğim hizmet projemefon.com adlı internet sitesi. Bu site yurtdışı (Amerika) kaynaklı kickstarter.com sitesinin birebir kopyası diyebiliriz. kickstarter sadece Amerikan kimliğine sahip olan kişilere hizmet ettiği için Türkiyede benzeri bir sistem ararken arkadaşım Doğaç Yavuz ’un önerisiyle Projemefon.com’u buldum.

Kısaca mantıktan ve ne işe yaradığından bahsedersek, düşünün ki bir projeniz var oldukça yaratıcı ancak kaynağınız yoksa kaynak bulmanıza yardımcı oluyor. Sistem melek yatırımcı sistemi gibi değil. Siz projenizi tanıtıyorsunuz, ihtiyacınız olan miktarı yazıyorsunuz. Ardından sitenin ziyaretçileri projeleri geziyor ve beğendiği projelere dilediği miktarda bağış yapabiliyor. Bu noktada proje sahibinin belli miktarlar için ödüller koyması gerekiyor. Örneğin, 50 TL üzeri bağış yapana proje çıktısının soft copy hali, 150 TL üzeri yapana basılmış hali hediye gibi.

Sistem ya hep ya hiç kuralına dayanıyor. Şöyle ki; eğer gerekli miktar toplanamazsa bağışçılara paraları iade ediliyor. Gerekli miktar toplandığı takdirde ise %10′u sitenin olmak üzere bağışınızı alıyorsunuz. Sizden istenen ise projenizi tamamlamak ve bağışçılara söz verdiğiniz hediyeleri vermek.

Projeleriniz varsa bakmakta fayda var.

İkinci bir site ise zumbara.com bugün internetteki gazetelerde gördüğüm bu sistem de hoşuma gitti. Bir takas sitesi olan bu sistemde takası yapılan şeyler hizmet, daha da doğrusu bu hizmet için harcadığınız zaman. Örneğin, sitede gitar kursu vermek için ilan veriyorsunuz ve tamamen ücretsiz olarak 2 saat kurs veriyorsunuz. Bunun karşılığında da 2 saatlik kredi kazanıyorsunuz ve bu iki saati sizin gibi hizmet veren birinde harcayabiliyorsunuz. Örneğin, 2 saat trafikte araç kullanma eğitimi alabiliyorsunuz.

Sistem tamamen zamanı para birimi olarak kullanıyor. Zaman kazanıp, zaman harcıyorsunuz bu sayede zamanın değerini bilmenizi sağlayacağını iddia ediyor site. Böylece aslında her zaman için tek harcadığımız şeyin zaman olduğunu vurguluyor.

Kayıt formu biraz uzun geldiği için ben kayıt işlemini tamamlamadım henüz ama boş bir vaktimde kayıt olmayı planlıyorum.

Bu akşamlık bu kadar. Umarım sistemleri inceler ve beğenirsiniz.

Rakı Mezesi

Merhaba,

Belki de ilk defa alkolün etkisi hala üzerimdeyken bir blog yazısı yazıyorum ama bu seferki zaten alkolle ilgili olacak diye çok da umursamadım açıkçası.

Gelişen bazı kişisel olaylar neticesinde bu gece “bir büyüğe danışmak” istedim. Ne mutlu ki doğru lezzet, doğru kıvam, doğru ortam gibi konularda daha önceden deneyimlerim vardı. Ancak doğru meze hep bir soru işareti olmuştu, açık konuşmak gerekirse yaz mevsimi olsa sadece yeteri kadar kavun bulurdum meze yerine. Çünkü, lezzetine kavuşmuş bir kavun en iyi meze olur bence rakıya.

Ancak mevsim yaz değil, e “bir büyüğe de danışmak” lazım. Evde sağolsun Mert’in annesinin bıraktığı 5-6 yaprak sarması var ama ya devamı? Biraz rus salatası istedi canım az da peynir yeter gibi geldi. Şanssızlık bu ya markette bulamadım rus salatası. Onun yerine ton balığı ve çiğ köfte aldım ve… Bana sorarsanız en büyük hatayı yaptım.

Bu geceden aldığım en büyük ders benim için meze seçimi oldu. Güzel rakının yanında her zaman için en güzel meze muhabbettir ama…

Bunun dışında somut mezelere girersek kendi damak tadım açısından rakının tadını almak için en iyi seçimin yumuşak tadı olan mezeler olacağıdır. Çünkü bu gece gördüm ki baharatı, acısı bol bir meze rakının da diğer mezelerin de tadını öldürüyor. Acı çektiriyor, işkence ediyor sofraya. Yazık!

Bunun yerine az tuzlu bir peynir, biraz ekmek, kavun gibi tadı daha resesif kalacak mezeler uygun rakı sofrasına. E tabi güzel bir muhabbet de boş geçilmemeli. Rakı sosyal bir içki aslında; konuşmadan, dertleşmeden, yakınmadan, sevinmeden geçmiyor boğazımızdan. Öylesine oturup bir yudum almıyor kimse.

İlla ki bir neden olmalı ata sporu, ata içeceği olan rakı için. O kadar kutsal ki bizim açımızdan sebepsiz şişeye dokunmak bile günah sanki. İçmek için bir sebep şart, o geldiğinde ise ortamını muhabbetini yanında taşıyor sanki. O derece karakterli, o derece ağır abi.

O muhabbetini yanında taşıyor ama herkes onu taşıyamıyor. Rakı bir delikanlılık, bir sarhoşken gerçeği su üzerine çıkarma testi aslında; o dereceki rakı içinizdekini ortaya döküyor, hem de size gerek kalmadan. Sevginizi, şüphenizi, kederi, gamı, sevinci hepsini yansıtıyor rakı ortama.

Ama doğru ağız tadı için doğru meze önem kazanıyor bu noktada ve benim kişisel tavsiyem giriyor devreye. Eğer uzun uzun yumuşak bir içim istiyorsanız baharatlı mezelerden uzak durun. Az tuzlu peynir vb. mezeleri yakın tutun kendinize.

Afiyet olsun.

Türkiye Üzerinde Oynanan Oyunlar

Takip edenler bilirler ki bloguma siyaseti karıştırmamaya özen gösteririm ama bu blogu gördükten sonra “Türkiye Üzerinde Oynanan Oyunlar” başlığını buraya taşımadan edemedim.

Yazının sonunda adresini vereceğim blog (tumblr sayfası) Türkiye üzerinde oynanan oyunları gözler önüne seren, gözümüzden kaçan veya adını bile duymadıklarımızı bize gösteren bir blog. Açıkçası bu blogun arkadaşıma ait olduğunu duyunca biraz daha fazla şaşırdım. Ancak kendisinin oyunlara ne kadar bağlı olduğunu bildiğimden kısa zamanda alıştım bu duruma.

Blog aslında bir kısmı veya tamamı Türkiye üzerinde geçen bilgisayar oyunlarını ekran görüntüleri ile beraber bizimle paylaşıyor. Kimilerine göre belki de çok kötü bir kelime oyunu olan başlığı ise bence zekice konulmuş ve gerçekçi bir isim :)

Tarihçesi çok eskiye dayanmıyor tahmin ediyorum ama şimdiden iki sayfayı doldurmuş. Ha bu arada sayfayı ziyaret edince büyük kısmının da Amerika menşeili oyunlar olduğunu görüyoruz. :) Daha fazla lafı uzatmadan buyrun aşağıdaki linkten sayfaya ulaşın, efendim.

İyi okumalar,
Türkiye Üzerinde Oynanan Oyunlar http://turkiyeuzerindeoynananoyunlar.tumblr.com/

 
Tweeter button Facebook button Digg button Stumbleupon button