Archive for Haziran, 2010

Yenilikler

Efendim,

Tebdil-i mekanda ferahlık vardır diyerek servis sağlayıcı firmamızı değiştirdikten sonra. Sıra eskimiş köhnemiş kıyafetlerimizi yenileriyle değiştirmeye gelmişti. Yani tebdil-i mekan dan sonra bir de tebdil-i kıyafet yapalım dedik. Bunun sonucu olarak da blogun temasını değiştirdik biraz.

Eh hazır elimiz temaya değmişken biraz eklentilerle de oynamak, değişiklikler yapmak sayfaya biraz dinamizm getirir diyerek ona da el attık. Eskimiş kullanılmayan eklentilerimizi bir kenara koyup, yeni eklentiler yükleyip bir adım daha ilerlemeye çalıştık sizlerin huzurunda.

Bu yeni durum benim şu anda içime sinmiş halde. Dilerim ki siz de bu yenilikleri beğenirsiniz.

Dipnot : Arkaplanda hala bu değişikliklerin bir takım sorunlarını yaşıyorum o konuda çözüm önerisi olan varsa sevinirim. Bu sorunların kimi okuyucuya görünür kimi görünmez problemler. Öncelikle hala eski barındırma firmasına dair istatistik tutabilen bir istatistik eklentim var. Her gördüğüm yerde eski adres vb. bilgileri güncelliyorum. En son bugün bir-iki yerde daha bu kalıntıları görüp değiştirdim. Umarım bu sefer etkili olmuştur.

İkinci olarak da yukarıdaki menüde görebileceğiniz gibi Anasayfa yerinde Gök Ekin yazıyor. Temanın her yerini kurcaladım, veritabanını kurcaladım bir çözüm bulamadım. Bir çözüm bilen varsa sevinirim. Sorunu çözdüm, dil paketinden kaynaklı bir sorunmuş.

Ne olacak bu memleketin hali?

Az önce König Bardan döndüm yine. AIESEC Local Committe Meetinglerden sonra gittiğimiz mekan oldu burası. Onun dışında sahiplerinin Türk olması ve aramızdaki tanışıklık sayesinde öğrenciler arasında da “Canın arkadaşının barı.” olarak geçen bir yer konumuna geldi.

Bu akşam aslında gitmeye niyetim yoktu ancak akşam üzeri Erkanla yolda karşılaştığımda bilgisayarın bozuk olduğunu ve yardıma ihtiyaçları olduğunu söyledi. Bilgisayar olmayınca müzik olmuyordu, müzik olmayınca müşteri azalıyordu. Akşam işlerim bitince uğradım bilgisayara bakma. Gözüme ilk çarpan UPS in kapalı olması oldu. UPS i açtım bilgisayar çalıştı, ancak bu sefer de masaüstüne gelince kitlendi.

Baştan başlattım windowsu, bu sefer yaşadığım daha garipti kilitlenme olmadı ama iki ayrı Not Defteri açıldı ve aktif olanda devamlı satır atlamaya başladı. “Tam ben acaba virüs mü?” diye düşünürken klavyeye baktığımda <Enter> tuşunun basılı kaldığını gördüm. Tuşu da biraz zorlayarak yukarı çekince bilgisayar sorunsuz hale geldi. Bu arada ikram ettikleri bir birayı yarılamıştım.

Ben bilgisayar ile uğraşırken Haydar abi elince çiğ köftelerle gelmişti. “Bir masa hazırlayın bakalım rakı içelim.” dedi. Ardında ben de masaya davet edildim, yanımdaki arkadaşım Niko ile beraber. Bir süre masa ikiye ayrılıp bir kısmı Almanca, diğer kısmı İtalyanca muhabbet etti. Kahkahalar, çiğ köfte ve rakı eşliğinde uçuşuyordu havada. Bir süre sonra onlar sigara molası için dışarıya çıktılar.

Döndüklerinden bana gelen soru direk “Eee Can ne olacak bu memleketin hali?” olunca anladım ki. Rakı masası ecnebi memleketinde masada ecnebiler varken bile olsa, eğer masada birden fazla Türk varsa sonu aynı yere bağlanıyor. Bir süre memleketin gidişatını konuştuktan sonra “Yorgunum” diyen Nikonun uyarısıyla veda edip König den ayrıldık.

Bu geceden bana kalan bilgisayar tamiri karşılığı rakı ve çiğ köfte ile her rakı masasının vazgeçilmezi “Ne olacak bu memleketin hali?” oldu.

Bolzanoya

2 numaralı patikadaki banklarda oturuyorum,
Bir şehir uzanıyor önümde.
Gecenin karanlığında ışıkları parlıyor yıldızlar gibi
Gökyüzüne çeviriyorum gözlerimi
Yıldızları arıyorum.
Dolunayın ışığında boğulmuşlar,
Göz kırpmıyorlar bu gece yukarıdan bana.
Dolunayı dolduruyorum kadehime
Son güne dair hüznümü meze yapıyorum kendime.
Bir yudum dolunay bir parça hüzün.

***************
Ihlamur ağaçlarının kokusu yükseliyor şehirden,
O kadar yoğun ki elimi uzatsam tutacağım sanki bu kokuyu.
Ellerimi koyuyorum önüme
Parmak hesabı yapıyorum son güne.
Her kalan güne bir anı sığdırıyorum
Her geçen güne bir damla gözyaşı.
Anılarım ıslanıyor,
Kalan anlarım ıslanıyor.
Dolunaya kadeh kaldırıyorum.
Ve devam ediyorum
Bir yudum dolunay bir parça hüzün.

09 Haziran 2010, Bolzano

 
Tweeter button Facebook button Digg button Stumbleupon button