Archive for Ocak, 2010

Çeviklik Manifestosu (Agile Manifesto)

2001 yılında yazılan ve o günden bugüne binlerce programcının altına imzasını koyduğu, Çevik Programlama(Agile Programming) yönteminin kurallarını koyan çeviklik manifestosunun bir çevirisini ve Çeviklik Esaslarının (Principles behind the Agile Manifesto) bir çevirisini yayınlamaktan mutluluk duyuyorum.

Manifestoya buradan: http://agilemanifesto.org/
Esaslara buradan:  http://agilemanifesto.org/principles.html ulaşabilirsiniz.

Çeviklik Manifestosu

Daha iyi yazılım geliştirmenin yöntemlerini, uygulayarak
ve başkalarının uygulamasına yardım ederek,
su yüzüne çıkarıyoruz.

Bu çalışmayla değerlerimiz :

Bireyler ve etkileşimler, süreçler ve araçlardan
Çalışan yazılım, kapsamlı dökümantasyondan
Müşteri ile işbirliği, kontrat görüşmesinden
Değişikliklere yanıt vermek, bir planı takip etmekten
önce gelir.

Her ne kadar sağda yazılı olanlar da değerli olsa da
Biz soldakilere daha fazla değer veriyoruz.

Çeviklik Esasları :

  • Öncelikli hedefimiz faydalı yazılımın erken ve sürekli teslimatıyla müşterimizi tatmin etmektir.
  • Geliştirmenin sonlarında da olsa değişiklikleri hoş görürüz. Müşterinin rekabet avantajı için çevik programlama değişikliklerle başa çıkabilir.
  • Çalışan yazılımları kısa sürede teslim ederiz, bir kaç haftadan bir kaç aya kadar, kısa sürmesini yeğleriz.
  • Geliştiriciler ve iş adamları proje boyunca her gün birlikte çalışmalıdır.
  • Projeleri motive bireyler üzerine kurun. İstedikleri ortamı ve desteği sağlayın ve bu işi yapacaklarına güvenin.
  • Geliştirme takımıyla ve takım içinde bilgiyi paylaşmanın en etkili ve verimli yolu yüzyüze konuşmaktır.
  • Sürecin öncelikli ölçütü çalışan yazılımdır.
  • Çevik süreçler sürdürülebilir geliştirmeyi teşvik etmelidir. Sponsorlar, geliştiriciler ve kullanıcılar süresiz olarak sabit bir hızı koruyabilmelidirler.
  • Teknik mükemmeliğe ve iyi tasarıma sürekli dikkat etmek çevikliği ileri taşır.
  • Sadelik – yapılmayan iş miktarını azami tutma sanatı – hayati öneme sahiptir.
  • En iyi mimariler, gereksinimler ve tasarımlar kendi kendine organize olmuş takımlardan çıkar.
  • Düzenli aralıklarla takım nasıl daha verimli olacağını konuşur ve buna göre davranışlarını ayarlar.

“Bir hackerın manifestosu”ndan sonra bilgisayar dünyasına ait sevdiğim ikinci manifesto. Umarım siz de çevik geliştirme sürecini kullananlardansınızdır.

Biterken : Yıldız Tilbe – Delikanlım ( Teşekkürler WMPlayer rasgele seçeneği )

Kalbimdeki Prenses: Smyrna

Ben bu satırları yazarken hayatımda benim için çok önemli olan bir yerden uzakta geçen yaklaşık 145. günüm doluyor olacak. Meraklısı için hesaplamak isterse diye 31 Ağustos 2009 07.00 den beri ayrıyım güzeller güzeli şehrimden.

İzmir olmadan yaşayamam diyen biri için zor geçti bu 100 küsur gün. Her fotoğrafında, her şarkısında anılar beynime, yaşlar gözüme doldu. Yine şanslı nesiliz, arkadaşlarımla, ailemle internet ve telefon vasıtasıyla haberleştim hep. Aslında bu her ne kadar şans olsa da bir yandan da her şeyi daha kötüye sürükleyen bir imkan.

Arkadaşlarınız “Seni özledik. Ne zaman geliyorsun?” dedikçe anılar sel olup akıyor beyninizden. Bir insanı en çok özlemek değil de özlendiğini bilmek yıpratıyormuş onu öğrendim ben bu yüz küsur günde. Sevmek değil de sevildiğini bilmek mutlu ediyormuş en çok.

Yazık ki en çok yakınında olmak istediğime yakın değilim, prensesime, Smyrnama, İzmirime yakın değilim. Sadece haberlerini almak onu yaşamanın, onunla yaşamanın yerini tutmuyor. Proje sabahlamalarında balkondan denizin üzerindeki sıçtın mavisini görmek, arkadaşlarla gün batımında güneşin gerçekten batan bir gemi gibi denize gömülüşünü izlemek, bunu bir de kız arkadaşlar yapmak bunların yerini hiç bir şey tutmuyor.

İzmirden uzak yaşayamam derdim, deniz olmadan yaşayamam. Ufku olmayan şehirde üç ayım bitti, dördüncünün bitmesine sayılı gün kaldı ve ben gerçekten yaşamıyorum. Zannedilenin aksine, “hayat sana güzel” diyenlerin aksine İzmirden uzak olmak yıpratıyor beni.

Geziyorum, eğleniyorum, oyalanacak bir şeyler buluyorum ama bir an boş kalmasın bu aklım. Kordonun çim barı, Viran Gönüller Kahvesi, topluluklar merkezi, evimin balkonu beliriyor aklımda. Arkadaşlarım doluşuyor bu mekanlara, beraber içiyoruz, gülüyoruz, faaliyete gidiyoruz, ağlıyoruz, bakıyorum Ege beni terk etmiş ben Uğurun omzunda ağlıyorum anılar yer değiştiriyor ehavk faaliyet otobüsü bağıra çağıra şarkılar söylüyoruz biri “maximus” diye bağırıyor, başka bir anı geliyor İzyuvadayız final öncesi sabahlaması bakkala kim gidecek kavgası var evde, bir başkası gece dört ağustos sıcağı açık balkon kapımdan devasa bir böcek giriyor ses yapmadan öldürmek için iki saat harcıyorum o yorgunluk uyku tutmayan bedenimi uyutuyor. Uzun lafın kısası özlüyorum prensesim.

Seni yaşamayı, seninle yaşamayı, sende mutluluğu yaşamayı özlüyorum. Öte yandan içimi en çok acıtanlardan biri de özlendiğimi bilmek oluyor. Biliyorum özleyenler var ve ben gidemiyorum. Oysa o kadar istiyorum yanlarında olmayı. Artık geri sayım yapma vakti belki de. Zamanında bir arkadaşımın MSN iletisi olarak kullandığı bir cümle vardı : “Dileğini tutmuş sayar sonsuzdan geri…” diye.

İşte şimdi benim yapmam gereken bu. Dileğimi tuttum ve geri saymaya başladım.

Biterken : Tuğba Özerk – İzmir (Dostum Bana İzmiri Anlat adıyla daha meşhur)

2009 Bütçe Açığı

“2009 bütçe açığı hedefin altında” bu bir haber başlığı. Kesinlikle anlaşılmaz bir haber başlığı, “bütçe açığı hedefi” gibi bir terimin olmaması lazım. Çünkü bütçe yapmanın amacı açık vermemektir, nasıl bir ülkenin hedefi açık vermek olabilir ki.

Açık vermeyi bekleyebilirsin, öngörebilirsin, “şu kaynak şu kadar gelir getirmezse o zaman açık veririz” diye tahminler yürütebilirsin ama açık vermeyi hedeflemezsin. Bütçeni çıkarırsın, gelirin giderine eşit değilse giderini kısmaya çalışırsın. Gerçekten önemli olmayana yaptığın harcamayı azaltırsın, önemli olanı ucuza halletmeye çalışırsın, hayati olanı nasıl ucuzlatabilirim diye düşünürsün ama amacın açığı kapatmak olur açık vermek değil.

Zaten bu yanlış terim konusunda açıklamayı yapan bakanı veya bakanlık sözcüsünü suçlayamam çünkü onların söylediği “öngörülen açık” ancak bu haberi yayınlayan internet sitesi – ki az sonra haberin tamamı için link vereceğim.- nasıl mantıksız bir Türkçe kullanıyorsa o cümleyi alıp bu hale sokmayı başarmış.

Gelelim diğer konuya “Bakan Şimşek, bu çerçevede bakıldığında 2008 yılında 17,4 milyar lira olan bütçe açığının bu yıl ise 52,2 milyar lira olduğunu söyledi.” diye bir açıklama var haberde. Nasıl başarılı bir Ekonomi Bakanlığı bu açığı günden güne büyütmeyi başararak ülkenin hala refah içinde olduğunu, bolluk içinde şen-şakrak günler geçirdiğini, hepimizin Varyemez Amcanın havuzunda yüzdüğümüzü savunmayı sürdürebilir ki?

Yıllardır bu devlete gelir kapısı olan, devletin amiyane tabiriyle “ekmek teknesi” olan fabrikaları, limanları, bankaları satıp bu satışlardan ise bu işletmelerin normal koşullarda 5-10 yılda getirdiğini bir günde elde eden, sonra da bu kısa vadeli kazancın çok büyük bir şey olduğunu düşünen bir ekonomi yönetimi ancak yukarıdakileri savunabilir. Uzun vadede zarar edileceği açık ve net göründüğü halde bu satışı yapan bir devlet ancak bunları söyleyebilir.

Kabul ediyorum bir devletin bütçesini hazırlamak kolay değildir. Ancak bütçe nasıl hazırlanır bunu bilen kişiler yapıyor öyle değil mi bu işi? Üstelik tek başına da değil takım olarak çalışıyorlar, birbirlerine yardım ediyorlar vs. Buna rağmen açık verecek bir bütçe hesaplayıp gönül rahatlığı ile de “beklediğimizden daha az açık verdik. Bu güzel bir şey.” diyebiliyorlar.

Hadi ama biraz ciddi olalım ben bile önümüzdeki 7 ayın bütçesini çıkartırken, elimdeki mevcut parayı bu yedi aya paylaştırmadan önce bir kısmını “tampon” olarak kenara ayırıyorum. Ondan sonra elimdekini yediye bölerek aylık bütçe planlamasına geçiyorum. Aylık planlamada ise önce hayati ihtiyaçlar ardından hayati olmayıp önemli olanlar en son da ne hayati ne önemli olanlara para ayırıyorum. Bunu bir devletin üst kademesindeki yetkililer mi yapamıyor? “Tampon” ayırmanın yararını ise görüyorum gerçekten, mesela en son hiç hesapta yokken odama sandalye almam gerekti ve ben bunu “tampon” bütçe ile yaptım.

Bir devlet her şeyden önce parasını nasıl idare edeceğini bilmeli. Çünkü günümüzde bir tüzel kişilik için para demek güç demektir.

Konuyla ilgili linkler :

http://bigpara.ekolay.net/M3/haber_detay.asp?id=691329 (haber linki)
http://www.facebook.com/video/video.php?v=247983837419 (izlenmesi gereken bir konuşma – CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce)

Biterken : Vega – Ankara

Pepsi – Seda Sayan dolandırıcılığı

Sıradaki yazımı yine bir dolandırıcılık üzerine. Bu sefer ekip yurt içinde çalışıyor. Genel olarak sistem şu Türkiye çapında tanınan büyük bir firmanın adını kullanarak, bu firmanın yaptığı bir çekilişte para ödülü kazandığınızı söyleyerek belli bir numarayı aramanızı istiyorlar ve arayınca da sizden maddi bir şeyler talep ediyorlar, ödülünüzü alabilmeniz için. Tabi insanlar da “Kaz gelecek yerden, tavuk esirgenmez.” anlayışı ile bu küçük istekleri yerine getiriyorlar. Genelde bu bir kontör kartı alıp şifresini bu kişilere söylemek tarzı bir istek oluyormuş.

Bu yazıyı yazmamın nedeni bugün bana Pepsiden gelmiş gibi gönderilen bir mesaj. Mesaj metni aynen şöyle : “DEGERLI ABONEMIZ SEDA SAYAN’NIN PEPSI YASATIR SENI YILBASINA ÖZEL KAMPANYASINDAN 100 BIN VE 10 BIN TL ÖDÜL IKRAMIYESINDE HATTINIZ 1 500 HAT ARARSINDA HATTINIZ3 CIKTI 20 BIN TL ÖDÜL IKRAMIYESI KAZANMISTIR BILGI VE ISLEM MERKEZI ICIN 0539 212 78 46 PEPSI DANISMA HATTINI ARAYINIZ” mesajı gönderen numara da mesajda aramam gerektiği söylenen numara ile aynıydı. Bu mesajı bilgisayar alanında phishing adı verilen mesajlar kategorisine koymak mümkün. Öncelikle sizi olduğunu söylediği ama aslında olmadığı bir şirket gibi davranarak kandırıyor.

Mesajın sahte olduğunu anlamak için bize verdiği çok açık ipuçları da var:
- Öncelikle Pepsi gibi büyük şirketler SMS gönderirken gönderici kısmında ya şirketin adı ya da o kampanya için açmış oldukları kampanya hattı olur. Alelade bir telefon numarası değil.
- Genelde bu tarz şirketler tamamen büyük harf kullanımından çekinirler ve Türkçeye biraz daha özen gösterirler. (yine de her zaman tamamiyle doğru kullandıklarını iddia edemem.)
- Çoğu phishing mesajında cümleler düşük olur, dilbilgisi kurallarına uymayan kısımlar olur ki bu mesajı da okuduğunuzda tekrarlanan kelimeleri, başı ayrı sonu ayrı şey söyleyen cümleleri görebilirsiniz.

Buna benzer bir olayı da 2009 yazında ehavk ile SIV eğitimi için Fethiye kampına giderken yaşamıştık. Arkadaşımıza bu sefer Turkcellden gelmiş gibi görünen bir mesaj gelmişti ve “25000 tl (25 milyar)” kazandığı yazıyordu. Bu mesajın sahte olduğuyla ilgili benim için en büyük ipucu buydu. Paradan altı sıfır atılalı çok olmuştu ve hala büyük bir şirket parantez içinde açıklama yapma gereğimi duyuyordu? Hiç zannetmem. Biz de karşılığında numarayı arayıp biraz geyik yapmıştık.

Evet, artık günümüzde phishing saldırıları bilgisayar ve internet ortamından çıkıp cep telefonlarına da hitap etmeye başladı. Belki yakın gelecekte evlerimizin posta kutularında da böyle sahte postalar görmeye başlarız veya belki geçmişte uygulanan bir yöntemdir de bizim haberimiz yoktur kimbilir.

Siz dikkati elinizden bırakmayın, özellikle sanal dünyada. Sevdiğim bir söz vardır: “Trust is a weakness.” Bu söz Uplink: Hacker Elite oyununun sloganıdır ve sanal dünya için çok doğrudur. İngilizce bilmeyenler için çeviri : “Güven zayıflıktır.”

Biterken : İlginç bir şekilde müzik dinlemiyordum…

AIESEC

Bu yazıyı üç dilde yazmaya çalışacağım. Türkçe dışındaki diğer iki dil AIESECten arkadaşlarımın anlaması için olacak.

AIESEC Bolzano benim erasmus yaşamımda çok önemli bir yere geldi oturdu. Bir nevi İtalyadaki ehavk şubesi oldu benim için. Arkadaşlar, eğlenceler, çalışma tıpkı ehavk gibi sadece daha küçük, daha yabancı. AIESEC Bolzano ekibine Bolzanodaki hayatıma neşe kattıkları için teşekkür ediyorum.

AIESEC Bolzano beni meşgul ediyor, AIESEC Bolzano beni mutlu ediyor. Teşekkürler…

__________________________________________________________________________________________

Io provo di scrivere questo in tre lingue. Le due lingue che non é Turco per miei Amici dal AIESEC.

AIESEC Bolzano é diventato molto importante a mia vita di erasmus. é diventato come ehavk in Bolzano per me. i amici, le  feste, lavorare come ehavk ma di piu piccolo e di piu straniero. Dico grazie a AIESEC Bolzano per fare la mia vita in Bolzano bene.

AIESEC Bolzano fa mi é occupato,  AIESEC Bolzano fa mi é contento.

__________________________________________________________________________________________

I will try to write this text trilingual. The other to languages which are not Turkish is to make my friends understad who is from AIESEC.

AIESEC Bolzano became very important for me in my erasmus life. It became something like ehavk for me. Friends, parties, working hard just like ehavk but smaller and stranger. I have to thank all AIESEC Bolzano team for make my erasmus life beautiful.

AIESEC Bolzano keeps me busy, AIESEC Bolzano keeps me happy.

 
Tweeter button Facebook button Digg button Stumbleupon button