Archive for Haziran, 2009

+359 Ülke Kodu

Son zamanlarda yukarıdaki ülke kodunu taşıyan numaralar Türkiye deki cep telefonu kullanıcılarına çağrı bırakmakta, mesaj atmakta veya aramaktalar. Ülke kodu Bulgaristana ait. Arayanların bir şebeke olduğuna ve kontör ya da para sömürdüklerine ait teoriler var. Aynı zamanda şu adreste bir ( http://www.henster.org/393-ve-359-alan-koduyla-gelen-cagrilara-dikkat.html ) kullanıcı özetle şöyle bir yorum yapmış.

” Ben de Bulgaristanda okuyan bir öğrenciyim bunlar şebeke değil 30-35 yaşlarında Türk erkeklerinden para yardımı istemek için arayan Bulgar kadınları. Uluslararası arama olduğu için kontörün bu kadar çabuk bitmesi doğal.”
Ortada iki ayrı görüş var. Yine de bence şebeke de olsa, yardım isteyen bir bayan da olsa önleminizi almakta fayda var.
Biterken : Ezginin Günlüğü -Eksik Bir Şey

Haziran Tembelliği

Eğer koca bir haziranı sadece iki yazıyla geçirecek kadar tembel olduğumu düşündüyseniz kesinlikle yanılıyorsunuz.

Bu ay yazıların biraz az olma sebebi aşırı yoğun geçen bir final,erasmus başvuru, yaz okulu kayıtlanma döneminin ardından gelen tatil rehavetidir. Ama bu kesinlikle buraya bıraktığımı filan göstermez.
Aslında belki de onlarca yazı konusu kafamdan geçti bir kısmını kenara not aldım bir kısmını yazmaktan vazgeçtim bir kısmı ise unutuldu gitti.
Şimdi fırsatını bulmuşken not aldıklarım arasından da seçeceğim bir iki yazıyı buraya geçirme zamanı geldi.
Biterken : Ege Çubukçu – Yaz Geldi

Sonlar… (ya da Zaman Zaman Zaman -2 )

An itibariyle hayatımda birden çok dönemi kapattım. Final dönemini, ehavktaki yardımcı eğitmenlik dönemini, iş dönemini. Neredeyse hepsi iyi bitti neyse ki.

ehavkta son toplantı yine hüzün doluydu. Son altı ayını bir arada geçiren insanlar bir anda kopuyordu. Artık her hafta sonu kamplar, faaliyetler yoktu. Belki de birbirlerini hiç göremeyeceklerdi. Bu sene bağlananlardan değil bağlayanlardan olduğum için farklı bir hüzün ve farklı bir heyecan vardı içimde. Sanki içimden bir parça kopup gidiyordu. Hepsinin üzerinde küçük ya da büyük emeğim vardı. Her birinin sağ salim bu eğitimi tamamlaması için çaba göstermiştim ve şimdi gidiyorlardı. ehavk eğitmenliği abiliğin, babalığın bir provası gibi belki de hiç abi ya da baba olmadım bilemem. Ama onları son kez karşımda görmek, kimisinin ağladığını, her birinin ayrılmamayı istediğini bilmek ama yine de gideceklerini bilmek çok zordu. Ben onlardan çok şey öğrendim öncelikle eğitmen olmayı öğrendim, umarım onlara da bir şeyler katabilmişimdir. Teşekkürler ehavk 2009 sizi tanımak güzeldi.
Finallerim ile beraber okulumun resmi olarak yarısı da bitmiş oldu. Zamanın ne kadar çabuk geçtiğine bir kez daha hayret ettim. Askere giden eğtimenlerim askerliğini bitirdi, geldi. Ben ise okulun yarısını bitirdim. Oysa ki daha dün gibi hatırlıyorum okulun ilk gününde bölümün merdivenlerinde ince giyindiğim için titrediğimi sabah serinliğinde. Liseden Barışı gördüğümü, Meleğin sınıfa girince sınıfın ışığının nasıl değiştiğini filan her şeyi hatırlıyorum. Ama iki yıl ne zaman geçti onu hatırlayamıyorum. İyi ya da kötü bitti bir dönem daha, geçer notla biten bir yıldan daha mutluluk verici ne olabilir ki.
İş konusu bitti. Yani sanırım. Verilen işleri biraz geç yapmam ve asıl büyük problem seneye bir sorun çıkmadığı takdirde Erasmusta olacağımdan tekrar aynı işi labileceğimi sanmıyorum. Bir yıl daha bu işi yapmak iyi olurdu aslında. Güzel bir deneyimdi benim için. Buradan dernektekilere teşekkür ediyorum ve geç yaptığım işler için de af diliyorum.
Ve gelelim can alıcı noktaya okuyanlar bilecektir bir fırsattan bahsetmiştim önceki yazımda. ( http://www.canbu.info/2009/06/zaman-zaman-zaman.html ) Konuşma işi vardı ve bunun için uygun zaman, uygun mekan vs. gerekiyordun. Ne yazık ki bu iş de bitti ve “keşke”lerime bir yenisi daha eklendi. Geçen zaman bazen bizim yerimize kararlar veriyor diye sanırım daha önce de yazmıştım. Gerçekten öyle de oluyor. Bazı kararları zaman alıyor bizim yerimize belki de kader denebilecek şey bu. Konuşmayı yapmaya fırsat bulamadığım için öncelikle konuşacağım kişiden özür dilemek istiyorum ve ardından kendime kızıyorum. Zamanın geçtiğini göre göre hep daha iyi bir anı beklediğim için kızıyorum. Tam bir mal gibi, korkak gibi davrandığım için kızıyorum kendime.
Zaman hala geçmeye devam ediyor. Ve her geçen saniye bizi yazının sonuna bir adım daha yaklaştırıyor. Yakın zaman da İzmirime de veda edeceğim bir süreliğine. İzmirden uzak geçecek 10-11 ay hayatımın en zor dönemlerinden biri olacak benim için. Yalnız, uzak ve kendi ayakları üzerinde geçen bir dönem. Bu dönemde beni en çok üzenlerden biri de ehavktan uzak kalmak olacak.
Zaman akıp gidiyor bir rüzgar gibi her an bizi bir köşeye savrulan. Kendimi kullanılmış atık bir kağıt gibi hissediyorum kaldırımda rüzgarla sürüklenen. Boş yerler var üzerimde ve rüzgarın her savuruşuyla biraz daha kirleniyor bu boş yerler, biraz daha doluyor.
Zaman geçiyor, hayatımızı doldurarak; zaman geçiyor, başımız döndürerek; zaman geçiyor , kimi zaman ağlatıp kimi zaman güldürerek.
Hepinize fırsatların hiç kaçmadığı, zamanın hep güldürdüğü bir ömür dilerim.
Biterken : Pink Floyd – Wish You Were Here

Zaman zaman zaman…

Gerçekten değerini bilmediğimiz üstüne büyük ihtimal daha önce de yazdığım ve bundan bir kaç ay sonra belki de bir kaç hafta sonra tekrar yazacağım konu: zaman.

Bir söz var abimin odasının duvarında yazan nereden aldı ya da kendi mi uydurdu bilmiyorum. “Tek ölümlü zamandır ama zaman hepimizi öldürüyor.” diyor o sözde. İnsanın ister istemez onayladığı sözlerden sadece biri daha.
Son günlerde aslında çok da zamanı kalmamış bir işi, artık sona yaklaşmak üzere olan bir konuyu erteleyip duruyorum ve arkadaşlarım bu konuda beni pek desteklemiyor. Bir an önce yapmam gerektiğini söylüyorlar.
Yapılması gereken iş bir konuşma, kkonuşmam gereken kişi de okuldan olduğu için zaman her geçen gün daha da daralıyor. Final dönemi bittiğinde bu iş yarım kalacak, yaz tatilinde yapayım desem garantisi yok daha sonra ise bu çocuk Erasmus yolcusu bir sene ortalarda olmayacağım. Ve en nihayetinde bu iş içimde patlayacak. Sürekli içimde bir “keşke” olacak.
Zamanın kıymetini gerçekten bilmiyoruz. Bu zamana kadar elime pek çok fırsat geçmişken sürekli “sırası değil, yeri değil” diyerek erteledim. Ama artık mizahçıların deyimiyle “g.tümde ayı bağırıyor.” Ya hep ya hiç dönemine girmek üzereyim.
Bir işi son dakikaya bırakmak her zaman yaptığım bir iş değil ama işin bir ucunda da başka bir insan olduğunda gecikmeler, sarkmalar kaçınılmaz oluyor. İnsan ne tepki alacağını önceden ölçmek adına bir süre gözlem yapmayı tercih ediyor. Kötü bir sürprizle karşılaşmak yerine neler olacağını öngörmek istiyor.
Ama o bunları yaparken zaman akıp gidiyor sinsice, kimseyi umursamadan, her ne kadar “dur bekle” desem de dinlemeden. Biz yaşlanıyoruz, zaman doluyor, son yaklaşıyor.
Zaman akıp geçiyor, fırsatlar gidiyor ve ben tutamıyorum; ve ben konuşamıyorum.
Biterken : PowerTurk Slow Web Radyosu – Yaşar – Şarkı halinde kal
 
Tweeter button Facebook button Digg button Stumbleupon button