Archive for Ocak, 2009

Nergis

Adını Narkissostan alan, kaynağı mitolojik efsanelere dayanan, narsizmin simgesi : Nergis. Narsizmin de isim babası olan Narkissos suda gördüğü yansımasına aşık olur, her gün onu görmeye gider ve bir gün suda boğularak hayatını kaybeder ve öldüğü yerde nergis çıkar.

Şu anda bilgisayar monitörümün yanından bana bakıyor bir demet nergis ve güzel kokuları hastalığıma rağmen burnumdan içeri sızıp beynime ulaşıyor. En sevdiğim çiçektir nergis kış gelip havalar soğuduğunda, genellikle kasım sonu çıkar ve bütün çiçeklilerde yerini alırken İzmirin sokakları mis gibi nergis kokar. Ve ben her kış mutlaka bir demet nergis alırım. Kimi zaman kendime, kimi zaman anneme, geçtiğimi kış ise senin annene almıştım.

Tarih 28 Aralık 2007 di. Biz ayrılalı 3 ayı biraz geçmişti ve ben hala seni geri kazanabilmek için çırpınıyordum. Umutsuz bir çaba, boşuna bir yıpranma. Sana bir söz vermiştim 22 Temmuz da o çok sevdiğin peluş Tazmanya canavarını alacaktım yılbaşında. Her ne kadar yılbaşında bir çift değil de birbirinden ayrı tekiller olsak da. Sözüm değerliydi ve ben sözümü tutacaktım.

28 aralığa gelene kadar haftalarca aradım o Taz’ı bulabilmek için sonunda İzmirde bulamayınca İstanbulda arkadaşıma aldırıp İzmire getirtmiştim. Ve o gün her şey hazırdı. Taz kucağında mektubum ve sana ait tek bir kırmızı gül, annene ise bir demet nergis. Sen geri dönmedin belki ama yine de ben şansımı denemiştim ve yine de güzeldi nergisler.

Nergis en sevdiğim çiçektir. Her kış İzmirin sokakları nergis kokar ve bu kış nergisin benim için her zamankinden çok anlamı var. Umutsuz bir çırpınışın şahidi nergisler. Baktıkça o günleri hatırlatır bana artık, Narkissosun çiçeği.

Biterken : Barış Manço – Ayrılık

Gelecek Kaygısı

Son zamanlarda her an geleceği düşünmeye başladım ve her an gelecekten korkmaya. “İnsan büyüdükçe hayalleri küçülür mü?” diyor ya Deniz, Babam ve Oğlum filminde. İşte insanın hayalleri küçülmese de gerçekleri büyüyor, sorumlulukları artıyor. Omuzlarındaki yük arttıkça bu da bel ağrısı değil baş ağrısı yapıyor zamanla. Yeni Türkünün de dediği gibi “Biz büyüdük ve kirlendi dünya” durumu vuku buluyor. Gerçeklerin acı yanları göze batıyor artık.

Artık ölenler bir yolculuğa çıkmış olmuyor. Onlar hayatını kaybetmiş oluyor. Ölüm bile güzel bir yolculuktan acı bir kayıba bırakırken yerini ya yaşam ve yaşamın gerçekleri. İşte onlar gittikçe daha çok yükleniyor insana.

Geleceğini düşünmeye başlıyor insan. Baba ocağından ayrılacağı günlerde ne yapacağını, askerliği, evliliği, çocuk sahibi olmayı, aile geçindirmeyi. Hepsine kafa yoruyor ve son günlerde bunları düşünmek pek de içacıcı olmuyor. Dünyada onlarca şey kötüye giderken ki kısa bir listeyle:
-Küresel ısınma
-Küresel ısınmaya bağlı susuzluk ve kurak bir gelecek
-Susuzluğa bağlı olarak yaşanacak gıda sıkıntısı
-Küresel ekonomik kriz
-Krize bağlı işsizlik
-Şu anda savaşan ülkeler
-Ve gelecekte savaşması beklenen ülkeler
-Sürekli mutasyon geçirip her seferinde daha ölümcül olan virüsler,bakteriler

Bizi gelecekte nasıl bir dünya bekliyor bilmiyorum ama gelecekten çok korkuyorum. Bilgisayar mühendisi adayı olarak elektriksiz yaşayabilirim ama su olmadan çok zor. Hayatımızın her anı suya bağlıyız, her dakikamız su sayesinde yaşanıyor.

Ekonomik krizin getirdiği işsizliğin suç oranını artırmasını bekliyorum. İşsiz kalanlar ne kadar namuslu ve dürüst olsalar da bir yerden sonra aileleri için onları geçindirebilmek için suça yönelecekler ve işsizlikle beraber suç oranı da artacak. Bunun yanısıra benim de iş bulmam çok zor olacak.

Savaşlar dünyayı uçuruma sürüklüyor ki bu savaşların gideceği son nokta nükleer savaşar olacak ve dünya nükleer bir çöplüğe dönecek.

Bunları düşündükçe tüylerim diken diken oluyor. Ve son yıllarda her ne kadar küçük çocukların ne kadar sevimli,ne kadar güzel olduklarını düşünsem de gelecekte bir aile kurduğumda çocuk sahibi olmayı düşünmüyorum. Çünkü dünya o kadar kötü bir yere gidiyor ki o dünyaya çocuk getirmek çocuğa eziyet etmekten başka bir şey olmayacak. Bunun yerine SHÇEK e başvurup oradaki çocuklardan birini evlatlık alarak ona daha iyi şartlar sunmak daha iyi olur diye düşünüyorum.

Gelecekte dünyanın geleceği halde yeni bir çocuk sahibi olup ona eziyet çektirmektense zaten dünyaya gelmiş ancak bir şekilde ailesinden ayrı düşmüş bir çocuğa o yuvanın sağlayabileceğinden daha iyi şartlar sağlamak, elimden gelenin en iyisini vermek daha uygun ve daha mantıklı bir yol değil mi?

Gelecekten çok korkuyorum, susuzluktan, savaştan, kıtlıktan, işsizlikten ve bu dünyaya yeni bir can, yeni bir insan getirmekten çok korkuyorum.

Biterken : Bengü – Doya Doya Tat (http://www.powerturk.com/2007/tikladinle.asp Powertürk Web Radyosu)

Her yerde sen

Bugün yine olan oldu. Baktığım her yerde yine seni gördüm. Otobüsteki kızda senin gözlerin vardı, kampüstekinde senin saçların, metrodaki bebekte senin gülümsemen.

Yine her yerde seni görmeye başladım. Yine seni özlemeye başladım. Bu hastalık yine tekrarladı. Oysa ki unutmuştum. Oysa ki vazgeçmiştim, kendime yeni bir hayat kurmuştum.

Sanırım yaramın kabuğunu ne kaldırdı, yeniden bu yarayı kanatan ne oldu biliyorum. Eminim hiç haberin olmadan yaptın bunu ve eminim şu anda bunları okumadığın için haberin de yok ve hiç olmayacak. Bundan 10 gün önce Korkuyorum u yazmama neden olan olaydı yaramı kanatan. MSN de seni görmemdi.

Aslında bu sadece bir imge altında yatan düşünceler çok daha farklı çok daha hastalıklı. Sen biaz beraber olmadan önce MSN e çok nadir girerdin ve ayrıldıktan sonra da aynı nadirlikte girmeye devam ettin. Ama biz birlikteyken o zaman her gece MSN de konuşurduk uzun uzun. Şimdi de yine uzun kalmaya başlamıştın. Bunun bana neler ifade ettiğini ben bile düşündükçe görebiliyorum ancak o kadar derinlerde bir düşünce ki beni korkutan. Bilinçaltının bile ne karanlık köşelerine saklanmış en hastalıklı düşünceler bunlar.

Korkumun sebebi belliydi gayet. Sevgilin olmasından korkuyordum seni seven biri olmasından. Aslında o kadar güzelsin ki korkmakta haklıyım. Ancak şunu unutuyorum sürekli ki düşüncelerimi hastalıklı yapan asıl neden bu. Biz artık beraber değiliz. Birbirimizin değiliz artık ve sen de ben de istediğimle beraber olabilirdik. Ama hayır öyle değildi sanki ben özgürdüm ama sen hala benimdin. Kimse sana dokunamazdı, kimse sevemezdi seni. Korkumun altında yatan şey buydu. Şu anda beni korkutan da, bu düşüncelerin ne derece hastalıklı olduğu, normal değil bu düşünceler ve ben psikopat ve takıntılı bir eski sevgili olarak hatırlanmak istemiyorum. Bu nedenle normal davranmak için çabalıyorum.

Ve normal olmak için çabaladıkça seni daha çok hatırlayıp her yerde seni, herkeste sana ait bir parça görüyorum.

Biterken : Deniz Seki – Sahici (http://www.powerturk.com/2007/tikladinle.asp Powertürk Web Radyosu)

Evdeki huzur mutluluk budur…

Yukarıdaki sözler ben ortaokuldayken bir firmanın reklamlarında kullandığı sözler. Yıllar geçtikçe insan mutluluğun huzurda olduğunu anlıyor. İnsan huzursuz olduğunda mutlu da olamıyor.

Bugün eve geldiğimde evde kimse yoktu, evde yalnızdım ve elimd okunacak bir Uykusuz vardı. Zaten biraz keyfime düşkün olduğumdan okumak için daha iyi bir ortam olamazdı. Televizyonun karşısına geçip Powerturk TV yi açtıktan sonra dergiyi elime aldım ayaklarımı uzattım ve sehpaya bir bardak içeceğimi koydum. Keyfim yerindeydi, huzur vardı ve mutluydum.

Kulağıma günümüzün popüler şarkıları gelirken elimde en sevdiğim dergilerden biri vardı ve onun dışında tamamen sessizlik, tamamen ben vardım. O anda elimdekilerin değerini bir kez daha anladım. Her ne kadar büyükler şimdikileri kıymet bilmeyen, değer bilmeyen insanlar olarak tanımlasalar da. Her geçen gün elimdekilerin değerini, kaybettiklerimin değerini daha iyi anlıyorum.

Bu değeri anladım ve şu anda bana bu fırsatları sunan aileme bir kez daha minnettar oldum. Şu anda bu fırsatları onlar bana sunuyorlardı ve gelecekte bir ailem olurse benim de aileme bu kadar güzel fırsatları sunmak için çalışacağım bir gerçekti.

Şu anda ise yapmam gereken tek şey benden tek beklenti kendime geleceğimi kurmamdı ki onun için de bana altyapıyı sağlayan yine ailemdi. Derslerin iyi olmasını, okulu asmamamı, aldığım işleri zamanında teslim etmemi istemelerinin kendileriyle ilgili hiç bir nedeni yoktu. Neden tamamen benim geleceğimi sağlam temeller üzerine kurmamdı. Bu nedenle kendilerine buradan bir kez daha teşekkürü borç biliyorum.

Umuyorum ki ilerleyen yıllarda onların bana sağladığı huzurlu, mutlu yuvayı ben de kendi kuracağım aile için sağlayabilirim.

Biterken : Eylem – Hayat (http://www.powerturk.com/2007/tikladinle.asp Powertürk Web Radyosu)

Son Zamanlar

Son zamanlarda bir takımdeğişiklikler var bende. Korkar oldm her şeyden ama her şeyden. Yani kısa bir liste hazırlarsam:
-Aniden miyavlayan kediden
-Gecenin yarısı üst kat komşusunun çektiği sifondan
-Odada perdeyi açınca karşıma adam çıkmasından
-Koridorda ışığı yakınca karşımdaki kapıyı kapalı bulmaktan
-Bilgisayarın arada çıkardığı seslerden
-Sokak köpeklerinden…
bu liste böyle uzayıp gidiyor son günlerde. Pek bi korkak oldum eski dertsiz günlere dönmek dileğiyle.

İyi geceler…

 
Tweeter button Facebook button Digg button Stumbleupon button