Archive for Haziran, 2008

The Mask Of Zorro / Zorronun Maskesi

Geçtiğimiz günlerde televizyonda kanalları gezerken rastladım bu filme. Bir halk kahramanı olan Zorro gerçek adıyla Don Dİego nun hikayesini anlatan başka bir film daha.

Ancak bu film bize biraz Batman Dönüyor filmini biraz da Monte Kristo Kontunu çağrıştırmıyor değil.

Hikayeye biraz olsun dönersek. Zorromuz artık 30lu yaşlarını aşmış,evli ve çocuk sahibi bir adamdır ancak halen ezeli düşmanı Gonzales’e karşı savaşmaktadır. Bir gün yine çarpışmadan çıkıp eve geldiğinde Gonzales ve adamları Don Diegoyu haklı olarak Zorro olmakla suçlayıp öldürmek isterler bu sırada önüne atlayan eşi kurşuna hedef olarak can verir. Gonzales de aynı kadını sevdiğinden ve kurşunu sıkan kendisi olduğundan Don Diegoyu hapse gönderir ve kızını kendi çocuğu olarak sahiplenir. Yıllar sonra hapisten çıkan Don Diego, küçükken kendisine hayran olan bir çocuk Alejandro ile bir meyhanede karşılaşır onu eğitir. Yeni zorro olması için sadece kılıç, silah ve hız üzerine değil aynı zamanda etik ve ahlak üzerine de dersler verir. Filmin sonuna doğru Gonzalesin hain planları elbet bozulur. Zorronun kızı ve yeni Zorro birbirlerine aşık olurlar, kız gerçek babasını bulur vs vs.

Bu noktada asıl ilgimi çeken Zorro, Batman, Robin Hood gibi halk kahramanlarının çokluğu olmuştur. Ki ülkemizde de Köroğlu, Kara Murat gibi bol miktarda kahraman vardır. Bütün bu hikayelerde ezilen bir halk ve onu ezenden kurtaran kıvrak zekası ve sütün dövüş yeteneği olan bir kahraman mevcuttur.

Her filmin sonuna doğru kötü adamın bütün mal varlığı ezilen halka pay edilir. İyi kalpli kahraman bu mal varlığının kuruşuna bile dokunmaz. Hikayenin çoğu yerinde halk tarafından kötü adamdan saklanır.

Her neyse konu fazlasıyla dağıldı. Bu yazıyı okuyanlara bu filmi zilemeyi tavsiye ediyorum. Gerçekten güzel bir filmdi. İyi seyirler.

Biterken: Teoman – Kim

Farklılar (!) Toluluğu

Evet onlar toplumdan farklılar. Giyimleri, konuşmaları, davranışları, mimikleriyle bunu bize sürekli anlatmaya çalışan bir topluluk bu toplumdan farklılar topluluğu. Ne anlatsak ne desek boş onlar hakkında.

Kiminin saçı üç numara, kiminin pembe,yeşil ya da mor. Gelgelelim bu toplumdan farklılar ekibindeki her insan birbirinin aynısı. Neleri farklı birbirinden anlaşılamıyor.

Geçtiğimiz günlerde otobüste böyle bir grupla karşılaştım dört beş erkek çocuğu ki liseye yeni başlamış olmalılar. Zil zurna sarhoş otobüsteler. İkisinin saçı üç numaraya vurdulurmuş, diğerleri uzun ve kirpi gibi hafif de boyalı. Birinin dudağında benim kulağıma küpe diye takmaya korkacağım boyda bir piercing sallanıyor.

Kollarda cips paketlerinden çıkan dövmeler göze çarpıyor. Henüz kalıcısını yaptırmaya cesaretleri yok. Belki de o alkollü kafayla gidin yaptırın desek koşa koşa gidecekler. Ama asıl sorun şurda bunlar kimden farklı olmaya çalışıyor.
Alsancakta sahile indiğiniz anda çevrenizdeki her yüz kişinden doksanı bunlar gibi zaten. Bu durum da asıl sorun şuraya dayanıyor. Birbirine özenen bu garip insanlar mı farklı, yoksa bizim gibi farklı olmak umurunda bile olmayan kendini içinde rahat ettiği şeyleri giyip sokağa adım atan insanlar mı artık farklı olmaya başladı?

Gün geçtikçe bu tip insanlar yüzünden biz toplumda farklı yerlere geliyoruz sanki. Birbirine özenip piercing, dövme, saç boyama yaptıranlar ve kendine yakıştığı, içinde rahat ettiğini düşündüğü giyim kuşamla dışarıda boy gösterenler.

Evet bu yazıda sözü geçenlere inanmayanlar güzel bir akşamüstü Alsancak veya Karşıyakada sahilde çimlere oturanları bir incelesinler. Eğer altında kotu veya şortu üzerinde bunlarla uyumlu düzgün bir penyesi olan biriyle karşılaşırlarsa işte o farklılar topluluğundan farklı olan ama toplumdan farklı olmak için uğraşmayandır diye gururlar göstersinler.

 
Tweeter button Facebook button Digg button Stumbleupon button