Archive for Ocak, 2008

Olasılık Hesabı…

Yıllarca okullarda öğretilmeye çalışıldı hayattaki olasılıklar. “Bir zarın 6 gelme olasılığı kaçtır?” dediklerinde 1/6 demeyi öğrettiler. Çünkü 6 yüzü vardı zarın ve sadece biri yukarı gelebilirdi. Yanlış öğrettiler. Onlar da yanlış biliyordu çünkü bir zarın 6 gelme olasılığı 1/2′ydi her zaman ya gelirdi ya gelmezdi. İki zar olduğun bu durum düşeş ihtimali 1/6 * 1/6 = 1/36 dediler. Yanıldılar yine ya düşeş gelirdi yada gelmezdi. Hayatta her şey iki ihtimalliydi var yada yok, negatif yada pozitif, ölü yada diri…

Bilmezlerdi o ünlü sözü “Bir şeyin ters gitme olasılığı varsa ters gider.” diyen. Bir zarın 6 gelmeme olasılığı varsa gelmezdi mutlaka. Geldiğindeyse o 6 gele olur çıkmazdı kırık yerinden. Ya yaşardı insan yada ölürdü. Ama hangisi işine gelmiyorsa o olurdu her zaman. Ölmek istediği zaman inadına yaşam bulurdu onu ve tam mutluluğu yaşamı bulduğu anda ölüm yapışırdı yakasına…

Olasılık hesabını yanlış yaptık yıllarca, ta ortaokuldan beri. İki ihtimalliydi hayat ve yararsız olan ihtimal geçerliydi her zaman. Oysa biz zarın yüzlerini saydık yıllarca “20 yüzlü bir FRP zarında 1 gelme ihitmali nedir?” dediler. 1/20 dedik bilemedik 1/2 olduğunu onun. Ve eğer kurtaracaksa hayatını karakterin gelmeyeceğini 1 in asla.

Eğer varsa terk edilme ihitmali kesin terk edilirdi insan. Aksine inanmaya çalışsa da zorlasa da kendini. Bir yararı olmazdı bu olasılık hesabında insan faktörünün. Bu fonksiyonun bir parametresi değildi şans…

Eğer yaşamayı seçtiysen hayatta artardı ölme olasılığın, ve eğer küsmüşsen hayata yine de bir şeyler bırakmazdı yakanı. Zımbalardı seni yaşam denen evraklar yığınına. Olasılık hesapları böyle işlerdi evrenin.

Okulda öğretilenler yalandı her zaman hani derler ya “Hayatta başarılı olmak için 40 yıl gerekir 20 si okulda bir şeyler öğrenmek 20 si de öğrendiklerini unutmak için. ” diye. Haklılardı. Her şey yalandı öğretilen; hayatın evrenin gerçekleri, değişkenleri, etkenleri bambaşkaydı. Yıllarca yanlışı öğrendik. Şimdi yine yıllarca o yanlışları sileceğiz. Hayatta başarılı olmak, hayatı sevebilmek için. Ve ardından tam hayatı yakaladık derken ölüm bizi yakalayacak. Çünkü olasılık hesapları böyle evrenin her şey iki ihtimalli artı yada eksi, var yada yok. Ve sadece zararlı ihtimaller gerçekleşir. Ne kadar ararsak arayalım yaşamda mutluluğun sırrını “Aradığımız şey her zaman son baktığımız yerde olacaktır.”

Biterken: Haluk Levent – Beni Biraz Anlasana

Masaüstünde müzik…

Sabit duran masaüstü resimlerinde siz de benim gibi bıktıysanız. Masaüstünüzün müziğinize uymasını istiyorsanız. Aşağıdaki anlatımlar size göre….
Bırakalım masaüstümüz de dansetsin.

Öncelikle hemen hemen her bilgisayarda bulunan MP3 çalarımız Winamp’ı açıyoruz. Pencerenin içinde bir yere sağ tıklayıp Options -> Preferences seçiyoruz. Açılan pencerenin en solundaki ağaç formatındaki tablodan Plug-ins başlığı altında. Visualization kısmına tıklayarak sağ taraftaki listeden MilkDrop u seçip aşağıdan butonuna basıyoruz. Şimdi yeni bir pencerede bu görsel açılmış olmalı. Daha sonra bu görsele sağ tıklayıp seçiyoruz.

Artık danseden masaüstünü izlemekten başka bir şey kalmıyor.

Eğer artık yeter sıkıldım ben bu masaüstündeki saçma sapan hareketlerden diyorsanız. O zaman Winamp penceresinde herhangi bir yere sağ tıklayıp açılan menüden Visualization -> Start/Stop Plug-in e tıklayarak kapatabilirsiniz. Veya aynı yerden tekrar aktif hale getirebilirsiniz.

Biterken : Şebnem Ferah – Bu Aşk Fazla Sana

Asus EEE PC

Evet. Artık buranın teknoloji merkezi haline gelmesinin vakti gelmişti.

Bugün tanıtacağımız ürün Asus EEE PC…

Asusun bu ürünü henüz ülkemize gelmemiş olsa da. Son günlerde adı sıkça duyulmaya başlandı. 200$ civarı beklenen fiyatı, küçük ve çok hafif olması başlıca avantajları arasında.

Bilinen dizüstü bilgisayarlara çok yakın özellikler sunan EEE nin üzerinde kurulu işletim sistemi Linux. 7″ lik ekran boyutu, 1GB a kadar çıkan RAM seçeneği, ve 8GB ı bulan HDD seçeneği.

Ancak her ne kadar HDD desek dahi aslında SSDye sahip bu bilgisayar. Bu bellek özelliği sayesinde çok hızlı, az güç tüketerek ve az ısınarak verilere ulaşım, kullanım, okuma ve yazma imkanı sağlıyor. O kadar ki yapılan yorumlarda bilgisayar açılış süresinin 10 sn. kadar sürdüğü söylenmekte.

0.92 Kg lık ağırlığında da SSD nin payı var. Ayrıca bu derece hafif olması taşınabilirliğini artırıyor. Boyutlarının küçük olmasının da hem hafifliğindeki hem taşınabilirliğindeki payını unutmamak gerek.

Kablosuz ağlara bağlanabilmesi sayesinde her yerden internete erişim imkanının yanısıra, Ethernet desteği ile kabloyla da internet erişimi mümkün.Günümüzde internetin hayatımızdaki yerini düşünürsek bunlarda elbette çok güzel özellikler.

Ve en son avantajı olarak da sitesinde okuduğum kadarıyla “with shock-proof design” yani darbeye dayanıklı tasarım. Her elektronik alette bulunması gereken bir özellik bence.

Dezavantajlarına gelirsek en yüksek modelinde bile sadece 8GB depolama oldukça az. Ancak bunu elbette hemen hemen EEE’nin kendisiyle aynı fiyatta olan bir harici sabit diskle çözebiliriz. Bir başka dezavantajı üzerinde değişiklik yapılıp yapılamayacağı hakkında henüz bilgi yok. Yani bana 1GB RAM az gelir diyen bir kullanıcı kendi RAM leri değiştirme işini yapabilecek mi? Desteklediği RAM miktarı ne kadar? Bunlar şimdilik cevapsız kalan sorular.

Yeni teknolojilerle yeniden görüşmek üzere…

Biterken: Teoman – İki Yabancı

Anladım ki…

Anladım ki.
Bir insanı hayatına sokmak kolay onu oradan çıkarmak zormuş. Kolaymış ilk merhaba dediğin andan başlayarak kazımak onunla ilgili anıları beynine, işlemek onları ince ince. Ve çok zormuş bu işlemeleri silmek oradan, hiç iz bırakmadan.

Anladım ki.
Değer vermemişim kendime başkalarına verdiğim kadar ve çekmişim bunun acısını kendimden çok değer verdiğim beni bırakıp gittiği andan beri.

Anladım ki.
Anılar sadece beynime, kalbime değil; her köşesine kazınmış İzmirin, Alsancağın her taşına, Agora’nın yürüyen merdivenlerine, İnönü Caddesine, 86′lara… Her birinde tek tek anladım ki hayatımın en derin yerlerine koymuşum seni. Her daim ulaşabildğim ama benden başkasının ulaşamadığı yerlere.

Anladım ki.
BAL ın her köşesinden çıkmış İzmire yayılmışsın sen. Her adımda aklımda belirmek için. Metroda okula giderken veya okuldan dönerken; Şirince gezisi dönüşü, 86′da derse yetişirken; elimize gri boya bulaşması körükteki direkten, Kordonda; güneş altında oturmamız saatlerce ve günlerce kollarımın kıpkırmızı kalması, Agora’da; oyuncak seçişimiz, Taz’la oynayışımız. İzmirin her köşesine yayılan hatıralar.

Anladım ki.
Sana kendimden fazla değer vermişim ben. Hani bir şarkı söz der ya ” Bana o kadar yakındın ki seni ben sandım.” o kadar yakın tutmuşum seni kendime. Sen gittiğinde kendimi boşlukta bulmuşum. Çünkü sen gittikten sonra ben artık yokmuşum. O kadar inanmışım ki sana seni kendi yerime koymuşum, sen gidince beynimden vurulmuşum. Kuru bir yaprak gibi savrulmuşum.

Anladım ki.
Sen beni unutmuşsun ama ben seni hala deliler gibi seviyormuşum. Tekrar Egem demek için yanıp tutuşuyormuşum.

Biterken : Sezen Aksu – Kalbim Ege’de Kaldı

Veee Finaller…

Ege’de normalin üzerinde bir sessizlik hakim lakin bu sessizliğin aksi nispette bir hareketlilik sürüyor. Kalemlerin kağıtların üstünde kayarken çıkarttığı cızırtı dışında arada gelen oflama sesleri birilerinin varlığının kanıtı sanki. Bomboş bölüm koridorlarında hayatın tek kanıtı bu sesler…

Normal ders işlendiği dönemlerde dahi ancak bir kaç kişinin bulunduğu koridorlar şimdi bomboş… Sınıflarsa hiç olmadığı kadar dolu. Bunun tek sebebi de dönem sonu imtihanlarının başlaması. Kağıtların üzerine yoğunlaşmış bir kaç yüz göz sürekli kağıdı soldan sağa arşınlıyor. Bir yandan da çalışan beyinlerin sesi duyulacak kadar yoğun.

İmtihan bitti duyurusu yapılır yapılmaz bir anda sınıflar boşalıyor ve bu sefer koridorlar dolup taşıyor. Bağırmalar içinde bir grup talebe binanın dışına çıkıyor. Temiz havanın huzuru yerine Bornovanın soğuğu kamçılıyor sınıfta sıkıntıdan sıcak basanları.

Şimdi sırada iki gün sonraki imtihan için hazırlanma dönemi var. Neyse ki imtihan iki gün sonra da son gece çalışmadık diyebilecek kadar iyi durumdalar.

Biterken: Haluk Levent – Uçak Yaparım…

 
Tweeter button Facebook button Digg button Stumbleupon button